Satranç Stefan Zweig – Kitap Tavsiyeleri

Satranç kitabı cansurer.com

Satranç Stefan Zweig photo by @cansurerblog instagram

 

 Satranç Stefan Zweig

 Stefan Zweig, oldukça geniş bir psikoloji birikimini hemen hemen her eserinde kullanmış nadir yazarlardandır. Yazarlığının altında çok usta bir psikolog olması yatar.

Yazar Stefan Zweig, Satranç kitabında olay yeri olarak New York’tan Buesnos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisini seçmiştir. Tamamen rastlantı sonucu bu gemide karşılaşan üç kişi, bir kişi hariç olarak satranç ustalarıdır. Mirko Czentovic, sıradan bir oyuncu olan anlatıcı ve usta olmasına rağmen uzun yıllar satranç oyunundan uzak kalmış olan Dr. B. bu öykünün aktörleridir.

Bir yolcu gemisi düşünün. Geminin içerisinde bir milyoner ve bir satranç şampiyonu var. Milyoner ücreti karşılığında bu satranç şampiyonuna bir parti oynamayı teklif ediyor ve şampiyonda bunu kabul ediyor. Ustalar bir araya geliyorlar ve etrafta diğer yolcu izleyenlerle beraber maç başlıyor. Fakat izleyenlerden bir tanesi kendisini tutamayıp, sürekli oyuna müdahale etmeye başlıyor.

Doktor B. adında Avusturyalı bir göçmen olan bu yolcu biraz gizemli bir geçmişe sahip. Tam bu noktada kitap, gizemli geçmişi olan Doktor B’nin geçmişine ışık tutuyor. Onun aslında gestapo tarafından geçmişinde bir tür işkenceye maruz kaldığı ortaya çıkıyor.

Fakat bu sıradan bir işkence türü değil. Farklı. Çok farklı olan bir işkence türü. Satranç Stefan Zweig  kitabında öen çıkan kısım, insan psikolojisini ustalıkla anlatması!

Bir insanı hiçliğe hapsedebilir misiniz? 

Doktor B.’yi bir hapishaneye değilde otel odasına kapatıyorlar. Fakat odanın özelliği içinde hiçbir şey olmaması. Onu adeta bu yokluğa mahkum ediyorlar. Odadan arada bir sadece sorgulamalar için çıkarıyorlar ve onun dışında

Stefan Zweig

sürekli olarak aynı odanın içerisinde tutuluyor. Kitapta bu hiçlik, şu şekilde tanımlanıyor:

Her birimizi tam bir boşluğa, dış dünyayı sıkı sıkı kapalı bir odaya hapsetmekle, eninde sonunda çözülecek olan dilimizi baskı dayak ve soğuk yoluyla dışarıdan değil, bizi içeriden yaratılacaktı.

Bana ayrılmış oda ilk bakışta hiç rahatsız etmedi beni. Bir kapı, bir yatak, bir koltuk, bir leğen ve bir parmaklıklı pencere vardı odada. Ama kapı gece gündüz kilitliydi. Masada hiçbir kitap,gazete,kalem ve kağıt durmasına izin yoktu.  Pencere bir yangın duvarına bakıyordu. Bütün çevreme ve hatta kendi bedenime bile bütünüyle hiçlik egemendi. Elimden her nesneyi almışlardı. Zamanı bilmeyeyim diye saati, yazı yazamayayım diye kalemi. Bileklerimi kesemeyim diye bıçağı. Sigara gibi en ufak bir sakinleştirici bile benden esirgendi.

Tek bir söz söylemesine ve tek bir soruyu yanıtlamasına izin vermeyen gardiyandan başka, bir insan yüzü görmedim. Bir insan sesi duymadım. Göz, kulak ve bütün duyular geceden sabaha ve sabahtan geceye hiçbir besin almıyordu. İnsan kendi kendisiyle, kendi bedeniyle ve masa,yatak, pencere ve leğen gibi dört beş dilsiz nesne ile çaresizlik içinde tek başına kalıyordu. Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan. Kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini anımsayan bir dalgıç gibi hatta.

Yapacak, duyacak ve görecek hiçbir şey yoktu. Her yerde ve sürekli HİÇLİK ile çevriliydi insan. Boyuttan ve zamandan sürekli yoksun. Boşluktan bir aşağı bir yukarı yürürdü insan. Düşünceleri de onunla beraber bir aşağı bir yukarı yürürdü.

Peki bu kadar boşluğa maruz kalan bir insanın başına ne gelirse onu çok heyecanlandırır?

Çok çarpıcı bir bölümü, kitaptan eklemeye devam ediyorum;

Bir Kitap! Bir Kitap! Ve düşünce, kafamda bir şimşek gibi çaktı: Çal o kitabı! belki de bunu başarırsın ve hücrende saklarsın, sonra da okursun, okursun ve sonunda tekrar okuyabilirsin! Bu düşünce içime girer girmez zehir etkisi yaratmıştı; Ansızın kulaklarım uğuldamaya ve kalbim deli gibi atmaya başladı, ellerim buz kesmişti ve artık beni dinlemiyorlardı. 

İşte bu romanda, zamanında satranç zehirlenmesi geçiren bir hasta ve bir dünya şampiyonu karşı karşıya geliyor. İnsan psikolojisi alanındaki başarılarını ustalıkla düz yazısına aktaran Stefan Zweig, yaklaşık 80 sayfa olan bu kitabıyla sizi etkisinden çıkması güç bir zaman dilimine sokuyor.

 

Satranç Stefan Zweig kitabı incelemem burada sona ermiştir. Geçtiğimiz aylarda incelediğim İrrasyonel kitabı hakkında bilgi almak için;

Kitap Tavsiyeleri – İrrasyonel, Stuart Sutherland

 

Arama Sonuçları: satranç stefan zweighttps://cansurer.com/2018/08/11/satranc-stefan-zweig-kitap-tavsiyeleri/

Beğen  
Yazar

İlgimi çeken bilim, felsefe, teknoloji, kampçılık ve okunası kitaplar hakkında özgün makalelerimi cansurer.com'da paylaşıyorum! YouTube içeriklerim pek yakın. Aynı zamanda Sivil Havacılık 2. Sınıf öğrencisiyim, uçakları severim, özellikle yürüyenleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapılan Yorumlar ( 2 )